Free Calendar

EBRU SANATI - MARBLING ART - Suda Raks - Papiers marbrés à la main

Bu Sütunda Son Çalışmalarım Yer Almaktadır

Ekim 30, 2009 · Kategori: Calismalarim- My Works


Çalışmalarla ilgili bilgi almak isteyenler  esinsevgin@hotmail.com   a mail atabilirler.

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (2) Yorum yaz-Write Comment!

Festivalde Çocuklarla Etkinlik

Eylül 30, 2009 · Kategori: Sosyal Etkinlikler




















Çocuklar harika bir etkinlik geçirdik. Ebru Sanatına her zaman ki gibi ilgi ve merak büyüktü.Bizler de elimizden geldiği kadar onlarla birlikte bu güzel anı ve eşsiz sanatı paylaşmaya çalıştık...

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

Teknede Laleler

Temmuz 24, 2009 · Kategori: Calismalarim- My Works

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

Çalışmalar-Programlar

Temmuz 11, 2009 · Kategori: About Me - Hakkimda

 Avrupa Fetva Araştırmalır Kurumu'nca davetiyed kullanılan hafif battal ebrum.

 
2008 Kasım Çeşme - Altın Yunus'da Yara Bakım Kongresinde Ebru Gösterisi



2008 Bilgi Üniversitesi Kısa Dalga Gençlik Merkezi Sanat Atölyesi Çalışmasında.
http://www.flickr.com/photos/yozant/page2/ diğer fotoğraflar

Bilgi Üniversitesi tarafından düzenlenen Gep Genç Festivali

Deniz Yıldızı Sanat Atölyesi

 

 

2008 Yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği Su Medeniyeti Ebru Yarışması afişine ebrusu seçildi.

 
İşini sadece elleriyle yapan işçi,
Elleri ve beyniyle yapan zenaatkâr,
Elleri,beyni ve gönlüyle yapan ise sanatkârdır.
Anonim

 

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

Yorumlar Hakkında

Temmuz 6, 2009 · Kategori: Ebru Sanati-Marbling Art


Sayfama gelen yorumların çoğunda ebru sanatının nasıl yapıldığı ve bu sanata olan ilgiden bahsediliyor, bu yüzden diğer teknik sayfaların  adresini ve ebru sanatının bilgilelerinin paylaşıldığı adresleri vermek istedim. İlgilenenler üye olabilir ve bu sayfalardan faydalanabilirler.Eserlerimi kaynak göstermek şartı ile kullanabilirler.( 12/05/2006 )


MARBLING : It is a kind of decoration which is passed on a paper. On paper decoration, we drip oil paint with diluted with water on the water which is condensed with kitre and starch stick.
It is a traditional decoration art, which is made on paper with special methods. In reality marbling has an appearance like a cloud. Marbling art is decoration art in east countries. Firstly it has started in Türkistan and it has passed to Ottomans by the way of İran. In west marbling means ‘Turkish Paper’. It requires long hand made for each piece. We also keep alive to Ottoman art and also we add colour to our houses. Marbling art is unique and only one in the world. Because it is imposible to do the same design. This is a feature of marbling art.
A kind of glue is poured into water and one day. Later it is carefully strained and paints are sprinkled over water.By using toothstick, hairpin, comb etc, various designs are obtained. The result gives us one and unique product. Because to provide the same design is imposible


Sanat ve teknikler hakkında bilgi almak isteyenler  ..

 suyunrenklerlesevdasi@hotmail.com   Sanatla ilgilenen ve bilgi sahibi olmak isteyen herkes mail ile ulaşabilir elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım.
If you want learn something about marbling art you can send me an e mail l will be answer your questions when l am avaible.
 MarblingArt@yahoogroups.co.uk : Ebru sergilerinin, teknik bilgilerin ve ebru sanatı ile ilgili soruların  paylaşıldığı bir grup.

http://www.flickr.com/photos/marblingart/ : My works photos.

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (4) Yorum yaz-Write Comment!

Sosyal Hizmetlerde Çocuklarla Yaptığımız Ebru Çalışmaları

Kasım 25, 2008 · Kategori: Calismalarim- My Works

 



Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (2) Yorum yaz-Write Comment!

Ebrudan Takılar / Made in Marbling Art - Necklaces

Ekim 10, 2008 · Kategori: Calismalarim- My Works


Çıkma Ebrulardan  yaptığım takılar , eskilerde dergilerden  yapılan kolyelerden.

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

Bilgiler

Ekim 7, 2008 · Kategori: Ebruda Teknikler- Technics of the marbling art

 

EBRU HAKKINDA

 

 

Aşı Boyası

         +

Lâhor Çividi

=

Koyu Kahverengi

Sarı

Lâhor Çividi

Yeşil

Çamaşır Çividi

Kırmızı

Mor

Beyaz

Siyah

Gri

Beyaz

Lâhor Çividi

Açık Mavi

 

 EBRU ÇALIŞMASI

Türk ebru geleneğinde yalnızca suda erimeyen, asit ve kazein içermeyen ve ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Boyalar yaklaşık 50x50 cm boyutlarında düz bir mermer üzerinde, destiseng (el taşı) ile ezilmek suretiyle kullanılır. Destiseng, üzerinde boya ezilen mermerle aynı cins mermerden, aşağı yukarı 15 cm uzunluğunda, boyayı ezen yüzü 6-7 cm çapında bir yarım daire ve üstünde de kullananın tutması için bir tutamak bulunana bir taştır. Yaklaşık bir avuç dolusu boya, mermerin ortasına yerleştirilir ve onun da ortası çukurlaştırılarak buraya su konur ve karıştırmak suretiyle boya çamur hale getirilir. Destiseng, çamur haldeki boyanın üzerinde 8 çizer gibi dolaştırılarak boya ezilir. Dağılan boyalar zaman zaman bir spatula yardımıyla tekrar ortaya toplanır. Boyanın ezilip ezilmediği ancak teknede anlaşılır. Bir müddet tecrübeden sonra ebrucu, hangi boyayı ne kadar ezeceğini öğrenir. Yeteri kadar sulandırıldığında ve doğru öd ayarı yapıldığında kumlanmadan açılan ve kâğıda akmadan tesbit olabilen boya yeterince ezilmiş demektir.

 

Ebru kağıdı, 34.5 x 49.5 ebadında 110 luk kağıt (yoksa 100 veya 90 lık), Kitre’den, silme bir avuç kadar suda birkaç gün ıslatılır.35x50  ölçüsündeki ebru teknesine konur. Çalışılmadığı zaman buzdolabında saklamak gerekir, Bir hafta kadar sonra bozulmaya başlar.

Bu suyla 600 kadar ebru yapılabilir . Suda önceden çalışma yapılmışsa suyun yüzünde kalan boyalar, su yüzüne kağıt yatırılarak temizlenir.

 

Boyaların kıvamı, suya damlatarak kontrol edilir. Boya su yüzünde 6-7 cm halka oluşturuyorsa iyi demektir. Koyu ise ödle açılır Boyanın rengini ve kumlanmasını açmak için su ilave edilir Boya kitre üzerinde açılmıyorsa öd ilave edilir . Fırça boyaya batırılır. Parmakla suyu sıkılır. Teknedeki suyun yüzüne fırça  darbeleri ile sıçratılır 

 

Ebru kağıdı, çapraz köşelerinden tutularak suya yatırılır.El kağıt yüzeyinde gezdirilerek ya da hava kalmışsa alınır. Kağıt alt iki ucundan tutulur, tekneye sıyırarak sudan çıkarılır. Kurumaya bırakılır. Birden fazla renk çalışılacaksa, renkler kontrol edilir. İlk kullanılacak renk en koyu kıvamlı, sonrakiler gittikçe açık kıvamlı olmalıdır . Kitre üzerinde az açılan renk önce, çok açılan renk sonra kullanılır. Ödü az olan boya az açılır . Siyah, daima ilk renk olarak kullanılır.

Pigment boya: Yapaydır. (kimyasal)  parlaktır. Flüoresanlıdır . Pigmente siyah veya toprak katılarak matlaştırılır. Pigment’e çamlıca karıştırılırsa oksitlenir. Pigment kırmızıya diğer pigmentler girilerek çiçek renkleri elde edilir

Oksit boya: Toprak boya (doğal)  ve parlak değildir . dayanıklıdır... Renk elde etmek ve çiçek yapmak için kullanılır. Pigmente siyah veya toprak katılarak matlaştırılır.

Lahor : Lahor bitkisel boyadır, lahorla pigment boyalar ayrışmaz, dibe çökmez. Bu nedenle öd ayarını iyi yapmak gerekir. Lahorda su ayarı da çok önemli. Lahor ödü de çabuk emer. Oksit boyalar öd koymadan suda dibe çöker, yıllarca kalır. Öd çok konursa renkler dura dura bozulur.

Yaprak yeşili = lahor + oksit sarı

 

BOYA HAZIRLAMA

Oksit boya önce kuru kuru, dağıtılarak destesenk ile 1 saat  kadar ezilir. Destezenk: Mermer boya ezici Öd, ezmeyi zorlaştırır. Kavanozlarda üstüne su konarak bekletilir. Olgunlaşınca öd karıştırılır. Boya ezilirken su ilave edince kumlanma olmayıncaya kadar ezmek gerekir. Pigment boya kuru ezilmeden, ıslatılır ve yaş olarak ezilir.

 

Kumlanma : kitrenin koyu olmasından

Boyanın kıvamında olmamasından.Kıvama getirmek için sık sık fırça ile karıştırmak gerekir.Boyanın kitrenin içinde açılması bir kavanoz kapağı kadar olmalıdır. Rahat açılma ya da karışma olmazsa birinci kavanoza biraz su ilave edilir.Neftli boya yapacağımızda birkaç damla neft kullanırız , az gelir de patlama olmazsa birkaç damla daha ilave edilebilir.

 

 3 tip fırça vardır .

Numara Kalın fırça ödü az büyük kavanoz kılları daha kısa olur  , ( koyu battal )

Numara orta fırça ödü daha fazla ( çiçek , fon ve fırça talimi yapmak için ) ,

Serpme ve sapı daha kısa olursa  karıştırma fırçası , neft – terebentin için kullanılan fırça ,

  • Kitreyi  spatula ile karışmak fazla hava kabarcığı oluşmamasına neden olur .
  • Gel gitler kalın bız , desenler daha ince bız ile yapılır.
  • Problemli tekneler bol ödlü boya ile temizleriz ve spatula ile karıştırılır.
  • Kitre çok olursa tekneye düşen boyalar dönerek hızla açılır.
  • Koyu battal'da renk sırası: Siyah + Sarı + Kırmızı + yeşil +Mavi

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

About Marbling Art - English and Germany Documents

Eylül 9, 2008 · Kategori: Marbling Art

MARBLING : It is a kind of decoration which is passed on a paper. On paper decoration, we drip oil paint with diluted with water on the water which is condensed with kitre and starch stick.

It is a traditional decoration art, which is made on paper with special methods. In reality marbling has an appearance like a cloud. Marbling art is decoration art in east countries. Firstly it has started in Türkistan and it has passed to Ottomans by the way of Ýran. In west marbling means ‘Turkish Paper’. It requires long hand made for each piece. We also keep alive to Ottoman art and also we add colour to our houses. Marbling art is unique and only one in the world. Because it is imposible to do the same design. This is a feature of marbling art.
A kind of glue is poured into water and one day. Later it is carefully strained and paints are sprinkled over water.By using toothstick, hairpin, comb etc, various designs are obtained. The result gives us one and unique product. Because to provide the same design is imposible.

Painting with Variations of the Marbling Technique: Cosmogrammes: A Memoir

Louise Janin

Leonardo, Vol. 8, No. 4. (Autumn, 1975), pp. 281-286.
Stable URL:

http://links.jstor.org/sici?sici=0024-094X%28197523%298%3A4%3C281%3APWVOTM%3E2.0.CO%3B2-4

Leonardo is currently published by The MIT Press.

Your use of the JSTOR archive indicates your acceptance of JSTOR's Terms and Conditions of Use, available at
http://www.jstor.org/about/terms.html. JSTOR's Terms and Conditions of Use provides, in part, that unless you have obtained
prior permission, you may not download an entire issue of a journal or multiple copies of articles, and you may use content in
the JSTOR archive only for your personal, non-commercial use.

Please contact the publisher regarding any further use of this work. Publisher contact information may be obtained at
http://www.jstor.org/journals/mitpress.html.

Each copy of any part of a JSTOR transmission must contain the same copyright notice that appears on the screen or printed
page of such transmission.

JSTOR is an independent not-for-profit organization dedicated to and preserving a digital archive of scholarly journals. For
more information regarding JSTOR, please contact support@jstor.org.

http://www.jstor.org
Mon Jun 18 23:56:58 2007


Leonardo, Vol. 8, pp. 281-286. Pergamon Press 1975. Printed in Great Britain

PAINTING WITH VARIATIONS
OF THE MARBLING TECHNIQUE-
COSMOGRAMMES: A MEMOIR

LouiseJanin*

Abstract-The author describes her nonfigurative paintings, which she calls Cosmogrammes,
made by techniques involving the deposit on a sheet of paper or some other
support of pigments and other materials suspended in intermingling immiscible liquids. The
relationship of her techniques to the one used in marbling is described. She points out
their particular versatility for obtaining patterns suggestive of visual aspects of certain
natural objects and phenomena and for obtaining a wide variety of textural efects. She
discusses the important role played by 'lucky accidents' in the making of Cosmogrammes.

Some shapes and styles in the plastic arts had artless  and adventitious beginnings. Consider, for example, the familiar and quite florid Corinthian capitals. When they topped the fluted shafts of temples in  Imperial Rome, few citizens would have known the  tale about a Peloponnesian rustic, with oafish  humor, plumping an old basket into a cluster of  acanthus leaves and an architect strolling by seeing  in the 'happening' a novel capital, richer than the
prevalent Ionic spirals. Another legend traces the  art of painting in ancient Greece to the sudden  whim of a girl named Kora. Noting the shadow  cast on a wall by her suitor's profile, she seized a  scrap of charcoal and traced its outline so as to  keep a vestige of the youth for days of his absence. One could invent a legend about a Persian artist,  who, upon admiring the meandering iridescent  patterns of an oil film on a calm expanse of water,  dreamed of making colored pigments behave as  enchantingly. Such may have been the genesis of  the traditional marbling technique, to which the  variations that I use (hereinafter referred to as  Janin marbling techniques) in my Cosmogrammes  are related. I called the Cosmogrammes 'osmotic'
paintings, however I realize that from the point of  view of physics the term osmotic is erroneous. My attention was first drawn to the traditional marbling technique at the International Exposition of  Decorative Arts (Paris, 1925). The Exposition, a milestone in the development of the visual arts,  helped to beat down the barrier erected by official-  dom to separate the fine arts from the applied arts. A young aspirant at the time, I had received recog-
nition a year earlier from a private showing of my * Artist and art writer living at 12 rue Marthe-Edouard, 92190 Meudon, France. (Received 8 Aug. 1974.) oil paintings at the Bernheim Jeune Gallery [l]  and I displayed some of my work in the 1925  Exposition. A tapestry, 'L'Aprtts-midi d'un Faune'  [2], executed from my design by a house of modern  interior decorating, Le Studium du Louvre, for its  pavilion at the Exposition, received a certificate of award.

Likewise honored in the field of applied art was  a young woman who exhibited sumptuously hand-  printed sheets of art paper for bookbinding. When  we met, she gave me, in view of my deep interest  in textures, several specimens of her work. In  earlier student years, during which I traveled in the  Far East and collected many art objects, I had been  attracted to the Japanese method of mounting  scroll paintings with strips of contrasting brocades,
which gives tasteful attention to their different  widths. ('Very important', said a Japanese fellow  art student when I mentioned the matter.) From  this example I was led to designing picture frames  decorated with symbolic motifs or with oriental  fabrics laid between carefully selected mouldings.  Some pictures, I reasoned, might have their com-
position better integrated and enlarged in this way.

An early example of the marbling technique may  be seen in the borders and grounds of Persian  miniatures or of pious calligraphy, a forerunner of  nonfigurative painting. The technique was brought  to Italy during the Renaissance and later to France for marbling the covers of books. It has since been  developed to produce a more sophisticated variety  of patterns and colors and even a cloudy melting
of tones.

The marbled and hand-printed sheets of art paper that I had collected for study seemed to offer a satisfying solution to the problem of mounting


286
Louise Janin

they have sometimes been used in modern pendants,  rings and bracelets. 1 have composed, for 'internal  framing', selected small pebbles of this kind on  several of my framed assemblages of cosmogrammes.  This term refers to a 'multiple picture',  often of mural size, some mere miniatures, that  suggests more than is possible with a single cosmo-  gramme. To choose and compose such an assembly  on a composite board support is not simple. Some
arrangements of these assemblages recall to me  stanzas of a poem and, sometimes, the comparison  that Moslem poets have made of a series of unusual  metaphors to a string of jewels. This would seem to favor the discursive style of cosmogrammes-  but is such not the vice or virtue of so many  concertos and symphonies?

The small format of most of my cosmogrammes  is meant to emphasize a precious, or refined quality;  it is said that precious things come in small  packages. They also allow one to take advantage  of easier handling than is possible with a size of  paper larger than that commonly employed for  life-class drawings.

VI.
I recognize that the phenomenon of liquid flow  such as 1 have described it for cosmogrammes is by no means confined to the complicity of pigment and paper. Many charming effects have been ob-  tained by others using flow of homogeneous  materials: glass, ceramics, plastics and in varied techniques with oil paints. But I do dare ask if any  of these media can be used to ~roduce pictorial effects of the broad range offered by the'cosmo-  gramme techniques.

It seems rather common for people to find interest  both in textural effects in paintings and in mineralo-  gical specimens-this refers not to precious stones but to crystals, geodes, agates, ammonites, etc., lapideous treasures for which there is today a  flourishing commerce. This brings me to what one  might call 'natural' cosmogrammes. The art of  selection, to state one example where an artist's  choice comes into play, is manifest in those Chinese 'dream-stones' of an effect that initiated almond eyes divined in the rough mass, which is hewn downto a desired panel and carefully polished. They may suggest a cluster of pines on a mountain slope, or a misty landscape. The artist adds his signature and perhaps a poem to his finding. And a world away, retrieved from Tuscan quarries, are the fissile stones called pietra cittadina. What an illusion of devastated cyclopean structures on the marge of streams! Unlike a subtile Chinese, a meatier Florentine must improve on the ruiniform panel by adding human figures, plants, whatnots and call it a picture. And gleaned in the U.S.A. from petrified forests are discs hewn from mineralized trunks into glowing blended colors, that offer suggestions to tachist painters. Then there are the weird motifs in septaria (nodules of limestone) evoking a dance of
spirits [6, 71.

1hardly need to point out the innumerable, often singular, forms revealed by photomicrography. These can offer multitudes of motifs for consideration by artists. The internal structure of bones, for example, presents lace over lace in a spectral labyrinth. Somewhat similar patterns develop in my cosmogrammes when pigment contracts to a attice having soft-shaped interstices (Fig. 3). Other patterns of this type may be seen in some of my
nonfigurative easel paintings. Thus, it seems, that as in life, one morphology, one mode of expression or one technique relates to another in a perpetual interchange.

REFERENCES

1.
Exhibition catalogue, Preface by E. Schure (Paris:
Bernheim Jeune Gallery, 1924).
Art, Enryrlopaedia Britannica, 1930 edition.
J. J. Leveque, Louis Janin (Paris: Editions Ishtar,
1959).
L. Janin, Elemental Beauty in Art, Rhyrhm (Calcutta)
(No. 4, 1966).
L. Janin, With Nature Hand in Hand, Rhyrhm
(Calcutta) (No. 3, 1967).
L. Janin, Old Stones and a New Vision, Rhythm
(Calcutta) (1969).
R. Caillois, L'Ecriture des pierres (Paris : Editions
Skirra, 1970).
R. Vrinat, Louise Janin, Vision sur les arts (Beziers,
France) (Mar. 1974).
Exhibition catalogue, with an article 'Les Cosmo-
grammes' by R. Otahi (Paris: Galerie Hexagramme.
1974).



Zur Geschichte des Marmorpapiers

Nedim Sönrnez

"Das glänzende Papier mit wellenfömigen oder marmorierten Zeichnungen, welches unter dem Namen des türkischen Papiers bekannt ist, und in großer Menge verbraucht wird, wird nicht bemahlet, nicht mit Formen bedruckt, nicht gefärbt, denn nur die eine Seite hat die
Zeichnungen, sondern es wird auf eine Weise verfertigt, die man kaum für möglich halten sollte und die, wie ich vermuthe, einst noch eine viel vorteilhaftere Anwendung erhalten wird."'

Buntpapiere stellen einen spannenden und interessanten Teil der Kulturgeschichte dar. Ein Kästchen oder einen Schrank damit dekoriert, verwendet als Schreib-, Überzugs- oder Vorsatzpapier, haben sie seit Jahrhunderten die Aufmerksamkeit der Menschen auf sich gezogen. Aus dem einfach gestrichenen Papier des 15. Jahrhunderts, ist durch ständige Entwicklungen im 19. Jahrhundert eine Industrie geworden, die Tausende von Ar-beitskräften beschäftigte.

Buntpapier ist ein Begriff für Papiere, deren Oberfläche ein- oder beidseitig farbig bestrichen, bedruckt oder durch eine Prägung bearbeitet ist. Für die Klassifizie- rung entscheidendist, daß diese Behandlung nach der Phase der eigentlichen Papierherstellung erfolgte. Na- men alter Buntpapiere sind zum Beispiel Velour-, Kleister-, Marmor-, Bronzefirnis-, Brokat- und Kattunpa-
piere. Marmorpapiere gehören zu den ältesten Buntpapieren in Europa. Ihre Anfänge reichen bis ins 16. Jahrhundert zurück; in eine Zeit, in der viele Kuriositäten aus fremden Ländern ihren Weg nach Europa gefunden haben -darunter auch das später als "Marmorpapier" be-
kannt gewordene "Türkische Papier" oder "Ebru", wie es im Orient genannt wurde.

"... gink ich täglich herumb, kaufte das allerschönste  turckische Papir, so zu finden war, item Kruglein von Terra Lemnia oder Cigillata, Lapides Bezoar, Balsamum Verum, Zahnsturer von den Mehrschildkröten, schone Turkosen, Rubinen, schonen Perlenmutter Schalen, so
zu Trinkgeschir dinlich, allerlei schone Muscheln, so von =ro und aus Egipten dahin bracht werden, und was ich sonsten frembder Sachen bekomen kunt ..."2

Reinhold Lubenau, der Verfasser dieser Zeilen, ein Reisender des 16. Jahrhunderts, der zwischen 1586 und 1589 Istanbul besuchte, gilt auch als Namensgeber dieser orientalischen Kunst. Zahlreiche europäische Stammbücher des 16. und 17. Jahrhunderts enthalten viele Buntpapiere aus dem Orient, darunter auch "Türkische Papiere".

Die ältesten datierten Marmorpapiere im Orient stam- men aus dem Jahre 1539. Es sind die Schreibpapiere des Kallieraohen Mir Ali aus Herat, der für seine Kalligra-

,2 1

phien in Blau gefärbte Ebru-Papiere benutzte. Als der älteste, uns namentlich bekannte Marmorierer gilt Mehmed Efendi, der in der zweiten Häifte des 16.Jahrhunderts in Istanbul gelebt hat (T vor 1608). Seine mit der Jahreszahl 1595 datierten Blätter belegen seine weit
entwickelten Marmorierkenntnisse.Ein Fachbuch mit Rezepten und Anleitungen aus dem
Jahr 1608 enthält neben einer Rezeptur von Mehmed Efendi einige weitere, sehr interessante Angaben. So erfahren wir, wie die Marmorierer damals mit Zitro- nensaft, Säften von Feigen- und Tabakblättem, Honig, Eiern und Safran experimentiert haben. Zur Herstellung
des Marmoriergrundes benutzt man im Orient heute wie damals noch immer Gummitragant. In einer Kultur, in der Wissen und Erfahrung mündlich überliefert werden, fehlen oft schriftliche Quellen. Daher sind solche alten Rezepte für uns von großer Bedeutung.

Das 16. Jahrhundert, wirtschaftlich und politisch der Höhepunkt des Osmanischen Reiches, war auch für die Künste und besonders die Buchkünste ein goldenes Zeitalter. Wir kennen zahlreiche Buntpapiersorten aus dieser Zeit: Angefangen bei den einfarbigen, einfach gestrichenen Papieren bis zu den aufwendig herzustel- lenden Silhouetten-, Kaat'i-, Spritz- und Ebru-Papieren.

Das Papierfärben hat im Orient eine lange Tradition. "Für Schriften, deren Langlebigkeit beabsichtigt war, die jedoch eine ständige Beanspruchung aushalten muß- ten, benötigte man das Auge nicht ermüdendes, nicht leicht verschmutzendes, also nichtweißes ~a~ier.''~

Zum Färben benutzte man Farbstoffe auf pflanzlicher und mineralischer Basis wie Mandel- und Quittenblät- ter, Klatschrose, Walnuss- und Granatapfelschale, Hen- na, Tee, Irisblüte, Schwefelarsenik, Lapislazuli, Farb- holz und Safran. Leider sind uns manche Stoffe aus da-
maliger Zeit, auch wenn wir ihre Namen wissen, heute nicht mehr bekannt.

Farben haben, wie in jedem Kulturkreis, so auch im islamischen Orient, ihre Bedeutung gehabt. ''WWend Gold als Hauptelement die Sonne symbolisiert, verbirgt sich hinter der gelben Farbe des Lichts in Wahrheit die Weisheit. Der Koran empfiehlt immer wieder das Licht. Blau, die meist verwendete Farbe nach Gold, gilt als Metapher für die Unendlichkeit und symbolisiert den ~immel.'~

Marmorpapier ist im Orient in erster Linie als Schrei- buntergrund benutzt worden. Für diesen Zweck marmo- rierte Papiere bezeichnete man als "Hafif Ebrulu" (schwach marmoriertes Papier). Auch als Vorsatz- und Übenugspapier fand es Verwendung. Nicht selten trifft man in Handschriften auf Blumenformen oder Hatip- Muster des 18. ~ahrhunderts.' In der Türkei wird heute noch wie in damaliger Zeit Marmorpapier als Schriftspiegel für Kalligraphien und Miniaturen eingesetzt. In den orientalischen Einbänden verwendeten die Buchbinder Marmorpapierreste als Falz.
Anfang des 17. Jahrhunderts gelangte auch das Herstel- lungsverfahren des "Türkischen Papiers" nach Europa. Erste Hinweise finden wir im Nachlass von Daniel Schwenter, der 1636 gestorben ist. Sein Marmorier-Re- zept ist im Jahre 1651 von Georg Philipp Harsdörffer veröffentlicht worden."Türkisches Papyr zu machen und zu figurirenGummi dragacanthinum drey Tage in reinem Wasser geweicht daß es ein weisser Safft / noch zu dick noch zu dünn wird / welchen man in ein Gefaß / das eines Bogens Grösse hat / schüttet / und wo1 verwahret ist. Je leichter nun die Farben I je dienlicher sind sie hierzu. Dann nimmt man Jndianischen Lack / Auripigmentum & C. Eine jede Farbe muß mit weiß von Eyren an-geruhret werden. Oxengallen und ein wenig Petroleo auf einem Marmor abgerieben / und wider absonderlich in die Schifflein gethan 1nochmals mit dem Pinsel in das bereite Gummi oder Tragantwasser gesprützet / und wann es sich alles untereinander mischen wolte / müste man noch ein wenig Gallen darein giessen / und alsdann das gute Schreibpapyr damit bestreichen.

Nimmet man ultramarin, welches von dem lapide La- zuli gemachet wird / uns sonst keine Farbe / so wird ein Papyr gleich einem Jaspis daraus.

Wann ich nun Figuren auf besagtes Papyr machen wolte / als etwan ein Ros / so wirff ich ein tropffen Farb rot / gelb oder blau / aus das Wasser / auf diesen Tropffen Farb im Wasser / laß ich ein kleinen Tropffen fallen / so trebt solche die rote / gelbe oder blaue Farb
voneinander / gleich einem Zirckel / in dieses spacium werffe ich wider einen tropffen vorgemeldter Farb / hemach wider und dieses so offt und lang als ich will /
nach deme die Blum oder Rose solle groß werden / hemach formiere ich mit einem Federkühl / spitzigen subtilen Holtz die Blätter und dergleichen. Es erfordert
diese Art zimblich Fleiß 1 und eine hurtige Hand / daß man gleich aus dem Hirn vielerley Sachen geschwind auf dem Wasser formieren könne / dann es nicht langen Verzug leiden will / es falen sonsten die Farben zu grund oder boden / die Erfahrung weiset den Handgrieff / ist soviel als Spiritus ~ini."~

Über die Geschichte des Marmorierens ist viel geschrie- ben ~orden.~

Wie seit langem bekannt, sind die ersten orientalischen und europäischen Marmorpapiere in den Alba des 16. und 17. Jahrhunderts zu finden, in denen sie als Seiten mitgebunden sind. Vor ihrer Verwendung im Buchbindehandwerk wurden sie von den Möbelbauem, Teleskop- und Mikroskopherstellem als Auskleidungspapier benum8 Das Fernrohr aus dem Pommerschen Kunstschrank zum Beispiel, ausgestellt im Kunstgewerbemuseum zu Berlin, das zwischen 1610 und 1616 in Augsburg gefertigt wurde, ist mit einem dieser Zeit zuzuordnenden blau-weißen Marmorpapier ausgekleidet. Das selbe Papier soll auch in den Fächemund Schubladen des Schrankes verwendet worden sein, der leider im Zweiten Weltkrieg verbrannte.

Typische Muster aus der zweiten Hälfte des 17. Jahr-hunderts bis Mitte des 18. Jahrhunderts sind Kamm- Muster, in Schlangenlinien gekämmte, manchmal auch spiralfönnig durchzogene, großflächige Stein-Muster, in eine Richtung doppelt gekämtnte Muster, feine Hinund-Her-Muster und Schnecken auf Stein-Muster. Sie begegnen uns oft in den vier Farben: Indigo-Blau, Gelb aus Schwefelarsen oder Auripigment, Krapplack-Rot und Grün aus Indigo-Schwefelarsen. Die lebendigen und leuchtenden Farbtöne sind charakteristisch für diese
Zeit. Mit dem Beginn der Romantik hat man Pastell- töne in Braun oder Grau Ton in Ton marmoriert. Die Papiere wirken stumpf, manchmal fast traurig. Im 19. Jahrhundert waren Stein-Muster besonders beliebt. Sie sind kleinförmig oder mit feinen Adern durchzogen.

Die Herstellung der Farben, die man zum Marmorieren braucht, war seit jeher eine mühselige Arbeit. Zuerst hieß es, die Pigmente so fein wie nur möglich zu ver- reiben. Dann wurden sie mit Ochsengalle, Wasser und Leim oder Gummiarabicum verrührt. Manchmal be-
nutzte man nur Galle und Wasser. Um besondere Mus- ereffekte zu erzielen hat man im 19. Jahrhundert Salze und Säuren wie Pottasche, KaIkmilch, Kreolin, Zinnsalz, Kupfervitriol, Zitronen-, Weinstein- oder Oxal- säure den Farben hinzugefügt. Erfreulicherweise haben
gesundheits- und umweltschädliche Mittel dieser Art heute ihren Platz in den Marmorierwerkstätten verloren. Sogar auf das unentbehrlich scheinende Formalin zur
Konservierung des Marmoriergrundes verzichte ich in meiner Werkstatt seit fünfzehn Jahren.

Marmorpapier ist ursprünglich als Begriff aus-schließlich für "Ebru" bzw. "Türkisches Papier"
verwendet worden. Später änderte sich das. Man sprach von Kleistermarmor, einer Buntpapierart, die durch Musterung einer mit Kleister bestrichenen Papierober- fläche entstand, oder von Sonnen-, Achat-, Gustav-, Baum- und Wurzelmarmor, die ebenfalls durch Farbauftrag direkt auf das Papier geschaffen wurden. Zu nennen sind in diesem Zusammenhang auch Marmorier- rollen zur Erzeugung Marmorpapier-ähnlicher Muster,
im Abziehverfahren gefärbte Buchschnitte und Papiere sowie lithographisch hergestellte "Marmorpapiere". Die technischen Entwicklungen im 19. Jahrhundert haben noch viele neue Papiersorten mit sich gebracht, die als Nachahmungen verschiedener Materialien wie Holz,
Leinen oder Leder entstanden sind.

Das Marmorieren selbst ist durch neue Muster wie Tiger-, Bouquet- oder Jugend-Marmor bereichert wor- den. Das Jugend-Muster der Aktiengesellschaft für Buntpapierfabrikation in Aschaffenburg, entstanden 1899, meiner Ansicht nach eines der schönsten Marmo- riermuster überhaupt, repräsentiert Stil und Geschmack seiner Zeit vollkommen. Die typischen Papiere dieser Zeit sind in Rot, Blau, Schwarz und Weiß marmorierte feine Kamm-Muster, in Brauntönen gehaltene Bouquet-

Muster, kleinteilige Stein-Muster und ein- oder zwei- farbige Wellen-Muster. Geglättet und glänzend wurden sie als Buchüberzug, matt zumeist als Vorsatzpapier verwendet. Die Glanzschicht verleiht dem Papier ein künstliches Aussehen, eine Nachahmung, kein Orginal
möchte man meinen, sie war aber aus Gründen der Haltbarkeit notwendig. In der zweiten Hälfte des 19. Jahrhunderts wurde in der Papierherstellung Holzschliff verwendet; manche Papiere enthielten 70 bis 80 Prozent Holzschliff, was das Papier zwar verbilligte, gleich- zeitig aber brüchig machte und schnell vergilben ließ.

Aus dieser für das Marmorieren sehr fruchtbaren Zeit sind uns viele Bücher mit wertvollen Rezepten geblie- ben wie die von Halfer, Kersten, Adam, Hauptmann, Weichelt und anderen.

Ein orientalischer Meister hat in seinen Erinnerungen beschrieben, daß er jedesmal vor seinem Marmorier- untemcht an der Akademie der Schönen Künste in Istanbul gebetet hat, daß das Marmorieren auch diesmal gelingen mögeg. Heutzutage beherrschen wir die Technikweit mehr. Trotzdem sieht sich der Marmorie- rer in seiner Arbeit immer noch mit einem insgeheim wirkenden, unvorhersehbaren und unkalkulierbaren Moment konfrontiert. In den letzten Jahren hat das Interesse am Marmorieren wieder zugenommen. Es werden re-
gelmäßig Kurse angeboten, es gibt mehr Fachbücher und Veröffentlichungen. Am besten aber kann sich die schöne Kunst des Marmorieres weiterentwickeln und verbreiten, wenn sie im Buchbindehandwerk praktiziert und von den Abnehmern geschätzt wird.

Fußnoten

1. aus: Johann Beckrnann, Beyträge zur Geschichte der
Erfingungen, Leipzig 1782, 2. Band, S. 235
2. Beschreibung der Reisen des Reinhold Lubenau,
hrsg. von W. Sahm, in: Mitteilungen aus der
Stadtbibliothek zu Königsberg i. Pr., Königsberg i. r.
1912, S. 68 f.
3. Yazir, M. B.: Medeniyet Aleminde Yazi ve Islam
Medeniyetinde Kalem Güzeli, Ankara 1981, S. 158
(Übersetzung durch den Verfasser)
4. Lings, M.: The Qurantic Art of Calligraphy and
Illumination, England 1976, S. 74 f.
5. siehe das Beispiel zwischen den Seiten 36 und 37 bei
Hämmerle, A.: Buntpapier, München 1961 und 1977
sowie auf den Seiten 47 und 120 bei Sönmez, N.:
Ebru-Marmorpapier, Ravensburg 1992
6. Georg Philip Harsdörffer: Deliciae Physico-
Mathematicae, Nümberg 1651, S. 523 f.
7. Weiterführende Informationen können entnommen
werden aus Hämmerle, A.:Buntpapier, München 1961,
(Wiederauflage 1977), Grünebaum, G.: Buntpapier,
Köln 1982, Sönmez, N.: Ebru-Marmorpapiere,
Ravesburg 1992, Sönmez, N.: Vom Ebru zum
Marmorpapier, in: Restauro 100. Jg., Nr. 1, Jan./Feb.
1994, S. 21 f.
8. Auf die mir bis dato unbekannte Verwendung von
Marmorpapier zum Auskleiden von Fernrohren hat
mich Inge Keil aufmerksam gemacht und kenntnisreich
informiert -dafür gilt ihr mein herzliche Dank.
9. Die Rede ist von Necmeddin Okyay, nachzulesen bei
Derman, U.: Türk Sanatinda Ebru, Istanbul 1977, S.
44

Smith, G. “The Manner of marbling Paper or Books.” The Laboratory or, The School of the Arts. 6“The Manner of marbling Paper or Books.” The Laboratory or, The School of the Arts. 6th

ed. London; C. Whitingham, 1799 (261-2)

The Manner of marbling Paper or Books.

TAKE clear gum tragacanth, and put it into an earthenpan; pour fresh water to it, till it is two hands
high over the gum; cover it, and let it soak twenty-four hours; then stir it well together, and add more
water to it; keep it often stirring during the day, and it will swell; when you find it well dissolved, pour it
through a cullender into another pan, and add to it more water after it has stood a little, and been stirred
about, strain it through a clean cloth into another clean pan; keep it well covered to hinder the dust or any
other thing from coming to it; this water, when you go to make use of it in marbling your paper or books,
must he neither too thick nor too thin; you may try it with your comb, by drawing the same from one end
of the trough to the other; if it swells the water before it, it is a sign that it is too thick, and you must add,
in proportion, a little more water.

Your trough must be of the largeness, and the shape of your paper, or rather something wider, cut in
flag-stone, about four inches deep.

After you have filled your trough with the aforementioned water, and fitted every thing for the work,
(before you lay on your colours) take a clean sheet of paper, and draw the surface off, by dipping it flat,
which will be a thin sort of film; then have your three colours, namely, indigo mixed with white lead,
yellow ochre, and rose pink, ready prepared at hand; and, for each colour, have two gallipots in order to
temper them as you would have them, in different shades.

All your colours must be ground very fine with brandy. The blue is easily made deeper or lighter, by
adding more or less white lead.

The yellow used for this purpose, is either yellow orpiment, or Dutch pink.

For blue, grind indigo and white lead, each by itself, in order to mix the colour either lighter or darker,

For green, take the aforesaid blue and white; add some yellow to it and temper it darker or lighter, as
you would have it.

For red, take either lake, or rose pink, or, rather, ball lake.

Every one of these colours are to be first ground very fine with brandy, or spirits, and, when you are

Ready to go to work, add a little ox or fish-gall to them; but this must be done with discretion: you
may try them, by sprinkling a few drops upon your gum water; if you find the colour fly and spread too
much about, it is a sign of too much gall; to remedy which, add more of the same colour, which has no
gall, and when you see the colour retract itself again gently, it is right.

When thus you have your colours, and all things in order, take a pencil, or the end of a feather and

(262)
sprinkle on your red colour; then the blue, yellow, green &c. Begin your red from No. 1, and go along
your trough to No. 2; also the blue from No. 3, all along to No. 4 the yellow and green put here and there
in the vacant places; then with a bodkin, or small skewer, draw a sort of sepentine figure through the
colours, beginning from No. 1, to No. 2: when this is done, then take a comb and draw the same straight
along from No. 1, to no. 2.

If you would have some turnings, or snail-work on your paper, then, with a bodkin, give the colours
what turn you please.

Now you are ready to lay on your paper, which must be moistened the day before, in the same manner
as printers do their paper for printing: take a sheet at a time, and lay it gently upon the surface of your
colours in the trough, and press it slightly with your finger in such places where you find the paper lies
hollow; this done, take hold of one end of the paper, and draw it up at the other end of the trough; hang it
up to dry on a cord; when dry glaze it*, and it is done. You may also embellish your paper with streaks of
gold, by applying muscle-shell gold or silver, tempered with gum-water, among the rest of the colours.

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

Netten ve Kurstan Derlediğim Bilgiler

August 15, 2008 · Kategori: Ebruda Teknikler- Technics of the marbling art

KİTRE

 YAPRAK KİTRE :  Ebrudaki en önemli malzemelerden biride kitredir.Kitre boyalar ile su arasında denge vazifesi görürek boyaların kağıtta sabitlenmesini sağlar.
Kitre: Anadolu, Iran ve Türkistan daglarinda kendiliginden yetisen "gaven" adi verilen dikensi bir bitkinin gövdesinden elde edilir. Yaz aylarinda çizilen dallarindan akan süt, daha sonra kurur ve kemik rengi beyaz parçaciklar halinde toplanir. . İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır.    Bilhassa aktarlarda "fiyor kitre" diye satılanı tercih edilir. Kitre yerine ayva çiçeği, denizkadayıfı ( kerajin ) keten tohumu veya salep de kullanılabilir. Bir iki gece suda bekletildikten sonra eriyen ve yumuşayan kitre, bir tülbentten süzülür ve gerekirse su katılarak  kıvamına getirilir.

5 litre sertliği olmayan suda ( 3lt/20-40 gr ) iki ya da üç gün ıslatılır. Arada bir  şişmiş olan kitre el ile ezilerek erimesi kolaylaştırılır. Tekrar el ile iyice ezildikten sonra dokusu çok sıkı olmayan bir kumaştan ( naylon çoraplarda olabilir ) yapılmış süzme torbasından birkaç kez geçirilerek ve dipte kalan tortuları sıkılmadan süzülür ve kullanıma hazır hale gelir. Ayran ya da salep kivaminda olmalidir. 3-4 saat sonra şişmeye başlayarak denizanası görünümü alır Biraz daha su ilave edilerek , elle ufak parçalara ayrılır . Bu işleme , madde sahlep kıvamına gelene kadar 2-3 gün devam edilir .

 Yaklaşık %1lik kitre hesabı ile (100 birim su - 1 birim, kitre) ebru yapılacak kitreli su hazırlanır. Suya atılan kitre eritilerek en az bir gece bekletilen bu karışım kalın bir bez torbadan süzülerek ebrunun yapılacağı tekneye dökülür. Eğer karışım koyu olmuşsa salep kıvamına gelinceye kadar su ile inceltilir. Yapılacak ebrunun cinsine göre kitre miktarı değiştirilebilir. Hazırlanan bu kitre tekneye dökülür ve yapılacak ebrunun türüne göre kıvamı ayarlanır. Koyu renk ebrular için koyu kıvamlı  açık renk ebrular için sulu kitre tercih edilir.Suyun yoğunluğu kitreyle attırılsa da, boyaların dibe çökmemesi için suda bir yüzey gerilimi yaratmak gerekir.

Kitrenin Hazırlanışı : Yaklaşık olarak bir litre suya 4 çay kaşığı sentetik kitre ( kerajin ) karıştırılarak hazırlanır. Ebru teknesinin boyutuna göre su ve kitre oranı çoğaltılıp azaltılır. Hazırlanan kitre süzülerek ebru teknesine dökülür , dinlenmeye bırakılır.Kitre (gumma dragacanthinum) çözülüp bir sıvı haline gelinceye kadar 1 gün suda bekletilir, sonra süzülür; kullanılacak kâğıt yaprağının genişliğinde bir kaba iki üç parmak derinliğinde olmak üzere boşaltılır. Hazırlanan sıvının suya göre ne fazla ağır ne de çok hafif olmamasına dikkat edilir. Yoksa serpilen boyalar ya sıvının ağırlığı dolayısıyla açılamaz ya da aşırı hafifliğinden ötürü istenilen şekilleri düzgün biçimde almaz.Boyalar hakkinda Boyaların özü ne kadar hafif ise  kullanımı o ölçüde başarılı olacaktır.

Her ebrucu sonbaharda ebru yapmaya başlayacağı zaman bir sene yetecek kadar kitre alır ve birkaç tekne açtıktan sonra teknesinin alacağı su miktarına ne kadar kitre koyacağının ölçüsünü bulur.

Bu ölçü yani kitrenin kıvamı, içinde kurşunkalem kalınlığında bir çubuk yürütülerek kitre üzerinde bıraktığı izle bulunur. Doğru ayarda, kitre içinde çekilen çubuk dışarı alınınca kitre üzerinde bıraktığı iz olduğu yerde kalmalı, ne çekiş istikametinde ileri nede lastik gibi geri gitmemelidir.   

Algler mineral, vitaminler ve iz elementler bakımından zengindir. Bundan dolayı Pasifik ülkeleri, Çin ve Japonya başta olmak üzere, dünyanın bir çok yerinde insan ve hayvan gıdalarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Japonların kişi başına 6.7 kg ile günümüzde öncekinden olduğundan daha fazla deniz yosunu tükettiği görülmektedir. Japon yemeği Asakusa-nori ve Galler ülkesine özgü bir ekmek türü, morumsu bir alg olan Porifera'dan (Porphyra) yapılmaktadır. Kahverengi algler aljinat endüstrisinin temelini oluşturmaktadır. İlk kez 1883 yılında izole edilen aljinik asit, selüloza benzeyen bir yapı gösteren, zamkımsı (yapışkan) bir polimerdir. Aljinik asitin tuzları, kendi ağırlıklarının birkaç kat fazlasını absorbe edebildiklerinden (emebildiklerinden) ve geniş bir viskozite aralığına sahip olduklarından dolayı kolaylıkla jel oluşturabilirler. Tüm bu özelliklerinin yanında toksik olmamaları da ayrı bir avantajdır. İlaçlar, kosmetik kremler, karton ve mukavva ile işlenmiş gıdaların üretimleri gibi sayısız kullanım alanları vardır. Başta İrlanda yosunu (deniz kadayıfı) olarak bilinen Chondrus crispus olmak üzere, bir dizi kırmızı algden elde edilen carrageenin, yaygın endüstriyel kullanıma sahip benzer bir polimerdir. Mikrobiyoloji ve mikro çoğaltmada önemli bir ortam olan agar da kırmızı algden  çıkarılmaktadır. Likenler, biyolojik indikatörlerin en vazgeçilmezleri arasında yer alırlar. Sıklıkla kullanılabilir besinlerin sınırlı olduğu alanlarda yetişen likenler, mineral iyonları tutmada yüksek bir verimlilik gösterirler. Sülfür dioksite olan hassasiyetleri dolayısıyla, bölgesel kirlilik ve asit yağmurları düzeylerini gösterirler. Ekonomik olarak bakıldığında algler kadar önemli olmamakla birlikte, likenlerin turnusol boyası ve bazı yörelerde geleneksel olarak kullanılan boyalarla bitkisel ilaçların yanında insan veya hayvan gıdası olarak bir çok kullanım alanı mevcuttur. Likenler, bir çok omurgasız hayvanın gıdasıdır ve arktik bölgelerde çeşitli ren geyiği türlerinin başlıca kış yiyeceğidir (yaklaşık günde 3-5 kilo arası).

Deniz algleri ve deniz yosunu ürünleri her gün kullanılan sayısız eşyaya dönüşmektedir. Yüksek verimlilik deniz yosunlarını hatırı sayılır bir besleyici kaynak yapmıştır. Deniz yosunları gıda sanayinde sucuk yapımında ve dondurma ve ketçaplara şekil vermede kullanılır. Fosil alglerde çok değerlidir. Diyatomelerin dekore edici silika kabukları, diyatomeli toprağın çok büyük miktarda fosilimsi tortularını oluştururlar. % 88’e varan bir oranda saf silikon dioksit (SiO2) içeren bu toprak kimyasal olarak tesirsizdir ve başta şeker rafinasyonu olmak üzere endüstriyel filtrasyonda kullanılır. Düşük ağırlığa sahip diyo temeli tuğlalar, MS 532'de Ayasofya’nın 32,6 m çapındaki kubbesinin inşasını mümkün kılmıştır.
Bilgiler ders notlarından ve internetten alınmıştır...

 

Familyası: Bakalagillerden, Schmettelingsblütler, Fabaceae

Drugları: Kitre: Tragantha

Gevenotunun gövde veya kökünün üzerinden bıcakla özel olarak yapılan çizgilerden akan zamka kitre denir ve kitre başka ilaç yapımında kulanılır.

Giriş: Özelikle Osmanlılar zamanında önemli ihraç maddesi olan kitre takriben 10 çeşit kalitede kitre pazarlamaktaidi, fakat bugün malesef kitre üretiminin % 90 oranında İran tarafından yapılmaktadır. En kaliteli kitre eldeedilen gevenotu türleri Türkiyede yetişmesine ragmen, şu anda bu alanda hiçde iyi durumda değiliz. Bunun nedenide 60-70 yıldır şifalı bitkilere karşı adeta gizli bir el tarafından  sürekli olarak uydurulan yoğun propogandadandır.

Gevenotunun takriben 500 çeşit türü olup bunlardan 30 çeşidinden kitre eldeedilebilmektedir. Kitre eldeedilen önemli gevenotu türleri: Türk kitresi: astragalus gummifer, İran kitresi: astragalus brachycentrus, Irak kitresi: astragalus arabicus, Türkistan kitresi: astragalus membranaceys, Anadolu kitresi: astragalus microcephalus, Azeri kitresi: astragalus elymaiticus ve Mogul kitresi: astragalus mongholicus en önmelileridir.

Türk kitresi olarak bilinen astragalus gummifer en çok bilinen ve tanınan tür iken, Anadolu kitresi olarak bilinen astragalu microcephalus en kaliteli olandır. Türkistan kitresi olarak bilinen astragalus memranaceus çok farklı şekilde kulanılır. Bu türün zamkı eldeedilmez. Kökleri kurutulduktan sonra ince ince doğranır ve çayı içilir. Bu nedenle bu farklı bitkiyi ayrıca kısaca sona doru ele alacağız.

Botanik: Türk kitresinin 30-60 cm  boyunda kısmen yükselen kısmen yatay olarak çevresine yayaılan ve kümeler halinde topluca yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakalrı 9-13 çift ve sonda bir tek yapraktan meydana gelen kanat yapraklardır. Yaprakları uzun bir yumurta şeklinde, koyu yeşil renkte 3-10 mm uzunluğunda 2-5 mm genişliğindedir.

Çiçekleri başak şeklinde yaprak diplerinden çıkan uzun bir sap üzerinde 30-50 çiçekten meydana gelir. Kupa yaprakları çan şeklinde, yeşilimsi sarı 5-8 mm ve taç yaprakları 8-12 mm büyüklüğünde sarı renkli bazen üzerinde kırmızımsı veya morumsu damarlara rasalanır. Tohumları 2-4 mm büyüklüğünde  ve oval şekildedir.

Anadolu kitresi bu türden farklı olarak 50-150 cm boyunda, yaprakalrı 11-17 adet uzun yumurta veya oval şeklide 5-10 mm uzunluğunda 2-4 mm enindeki yan yaprakalrdan meydana gelir. Türkiyenin orta, doğu ve güney doğu bölgelerinde yabani olarak yetişir.

Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiye olan bu iki tür zaten yabani olarak yetişmektedir, şayet tohumları mera, çimelik, yol kenarları, bahçe ve tarlalara ekildiğinde kendiliğinden oralarda bakım gerek kalmadan yerleşir ve yayılır.

Hasat zamanı: Mayıs sonu veya Haziran başında bitkinin kökleri açılır, Temmuz ortalarında gövde veya kökle gövde arasında 2-3 yerden bıcakla çizilerek eğri bir yara açılır. Bu çiziklerden dışarı çıkan bitki öaü sertleşerek zamk şeklini alır. İlk eldeedilen zamk şeffaf renkte ve birinci kalitedir, iki hafta sonra eldeedilen  zamk sarımsı renkte ve ikinci kalitedir.

Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Araştırmalar: Geniş bilgi:
Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Kitre yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin pekliğe karşı Ravent-, Keten-, Sinameki-, Nane-, Akdiken preparatları veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Halkarasında hapı veya tozu alındığında su toplayıcı özeliği nedeniyle şişerek ağırlaşır ve bağırsakalrı harekete geçirir. Bu nedenle peklik giderici ilaçlara katılır ve 2-3 hafta süreyle kulanıldığında aynı keten tohumu gibi etki ettiği görülmüştür. Ayrıca diş pastası, kozmetik, parfüm, boya, tekstil endüstrisinde, ilaç sanayinde hap ve draje yapımında, salatalar için hazırlanan dressing, hardal, pudding, pasta, dondurma ve sos yapımında kulanılır.

Çay: Kitre zamkının tozu veya granülitinden bir tatlı kaşığı (3 gram) 300-500 ml soğuksu ile içilir.

Yantesiri: Bilinen bir yantesiri yoktur, eğer toz, granülit ve hapını yutulduktan sonra yeterince su içilmezse yemekborusu, mide veya bağırsaklara yapışabilir.

B-) Türkistan kitresi, Türkistanischer Tragant, Astragalus membranceus

Boyu 30-50 cm tüylü yaprakları 13-19 parçadan oluşan kanat yaprakalara sahiptir. Çiçeklerinin taç yaprakaları 1,5-2 cm uzunluğunda sarı renklidir. Türkistan kitresi ile Moğul kitresi birbirlerine çok benzer iki farklılıkları vardır. Türkistan kitresinin çiçeklerini sarmalayan kupa yaprakalrı parlakiken, diğeri tüylüdür ve ikinci fark türkistan kitresi ovalarda yetişirken, Mogul kitresi genelikle dağlık yörelerde yetişir.

Bu iki türden zamk elde edilmez ve kökleri çıkarıldıktan sonra yıkanır kurutulur ve ince ince kıyılarak çayı yapılarak içilir. Bu nedenle bunlara Türkistan Gevenotu ve Mogul Gevenotu demek daha doğru olur. Bu iki türünde İmmün sistemini (bağışıklık sistemi) kuvvetelndirdiği, karaciğeri koruduğu, böbrekleri çalıştırdığı ve virüsleri (hepatit) zararsız hale getirdiği tesbit edilmiştir. Fakat araştırmalar henüz yeterli değildir.

 
Kitre, Targant, Astragalus gummifer
Kitre zamkı
Türk kitresi
Gevenotu zamkı

Ebru sanatı geçmişte müstakil bir sanat dalı olarak görülmediği için, kitap, levha, mahfaza gibi yazı yazılan malzemelerde yardımcı sanat olarak kullanılmıştır.

 

************************************************************************

Ebru da Kullanılan Malzemeler Hakkında Bilgiler :

 Sığır ödü: Kasaptan veya mezbaha neden sığır ödü alınır. Bir metal kap içerisine konur bu kap su dolu bir başka metal kaba konur ve ocağın üzerine konur (benmari Metodu) yaklaşık 20dakika alttaki su kaynatılır ödlü kapta biriken köpükler atılır. Öd soğuduktan sonra tülbentten süzülür kavanoza konur, öd kullanmaya hazırdır. Kitreli suyun yüzeyindeki boyaların çökmeden yayılmasını ve birbirine karışmasını önleyen safra asitleri ihtiva eden, hayvansı bir maddedir. Aynı rengin ve farklı büyüklükteki desenlerin değişik tonlarını ortaya çıkarır. Aynı zamanda boyanın kâğıtta sabitleşmesin sağlar. Öd suyunun bozulmasına engel olmak için önceden kaynatılır ve bu şekilde saklanır. Eskiden öd yerine tütün yaprağını ve sığırın öd kesesindeki taşların kaynatılarak bunun suyunun da kullanıldığı olmuştur. Ayrıca bazı ebrucular, kumlu ebru yapımında kalkan balığının ödünü tercih etmişlerdir.

Ebru yapımını gerçekleştiren en önemli maddedir. Ebru yapan kişinin, ödü ve yaptığı işi çok iyi anlaması gerekmektedir. Aslında ebrunun sırrı "öd" dür.

Öd başlıca şu görevleri yapar;

1. Yüzeysel gerilimi sağlar. Boyanın suyun yüzeyinde açılmasını gerçekleştirir. Aksi taktirde, boyalar dibe çöker.

2. Renklerin birbirine karışmasını önler. Mesela; mavi ile sarı üst üste konsa ve karıştırılsa (ne kadar karıştırılırsa karıştırılsın) asla yeşil renk elde edilemez.

3. Boyanın kâğıda yapışmasına yardımcı olur. 

4. Aynı rengin tonlarını ve değişik büyüklükteki lekelerin elde edilmesi yine öd sayesinde gerçekleşir.

Ebruda çok değişik ve çeşitli desenler oluşturma imkânı vardır;

Ebru yapmak, fizik ve kimya bilimi yöntemleriyle açıklanabilen bir işlemdir ve fiziksel bir takım parametrelerin etkisindedir. Bunların en önemlileri havanın sıcaklığı ve nemidir.

Teknik olarak her ne kadar her mevsimde ebru yapılabilse de gerçek anlamda kaliteli ve ebrucuyu tatmin edecek ebrular ancak 18-20 derece sıcaklık ve %  60 nemin altında yapılması uygundur.

Fırça ve Çeşitleri :

 3 tip fırça vardır .

Kalın fırça ödü az büyük kavanoz kılları daha kısa olur  , ( koyu battal )
Orta fırça ödü daha fazla ( çiçek, fon ve fırça talimi yapmak için ) ,
Serpme ve sapı daha kısa olursa  karıştırma fırçası , neft – terebentin için kullanılan fırça

Fırça kavanozda dura dura kıvrık bir şekil alır ,  fırçayı yukarı doğru tutarsanız damlalar bir arada düşer , kıvrık şekli yan tutunca da damlalar sıralanmış olarak düşer.

**********************************************************************

Kağıtların Renklendirilmesi

Gerekli Malzemeler:

- Delikli sünger

- 10 adet resim kağıdı

- Renkli sıvılar

- Tas/Kase

1- Kaseye alınan renkli sıvı, kağıt üzerine süngerle ince sulu olarak sürülür.

2- Sünger sıkılarak iz bırakmadan kağıt üzerinden tekrar geçilir.

3- İstenirse kuruyunca bir kat daha geçilir.


Kağıtları Renklendirici Maddeler

1. Kına: 4 yemek kaşığı kına, 1 litre suda, fındık kadar şap ile kaynatılarak tülbentten süzülür.

2. Kırmızı Lahana: 1 kırmızı lahana, 1 litre suda, fındık kadar şap ile kaynatılarak tülbentten süzülür.

3. Kırmızı soğan kabuğu: Bolca soğan kabuğu, 1 litre suda, fındık kadar şap ile kaynatılarak tülbentten süzülür.

4. Sarı soğan kabuğu: Kırmızı soğan kabuğundaki gibi işlem yapılır.

5. Kahve veya Neskafe: 1 çay bardağı neskafe, 1 litre suda, fındık kadar şap ile kaynatılarak tülbentten süzülür.

6. Çay: 1 su bardağı çay 1 litre suda demlenip, 1 çay kaşığı karbonat ile kaynatılır. İçine fındık kadar şap atılarak süzülür.

7. Sumak: Bolca sumak, 1 litre suda şap ile kaynatılarak süzülür.

Hat sanatında kullanılan uçuk renkli ve âhârli kağıdlar tezhibin de en makbul malzemesinden sayılır. Âhâri dinlendirilmiş, düzgün mührelenmiş ve zemin rengi zamanla atmayan kağıdlar tercih sebebidir. Umumiyetle boyama işleminde bitkilerden istifade edilmiştir. Kağıd tekne içine daldırılarak veya renkli suyun sünger yardımıyla kağıda sürülmesiyle bu işlem yapılır.

Kağıd boyamada kullanılan maddelere ve verdikleri renklere birkaç misâl :

Krem rengi : Çay suyu;

Kahverengi : Cevizin yeşil dış kabuğu veya nar kabuğu;

Sarı : Cehrî tohumu;

Kırmızı : Al bakkam;

Gerekli Malzemeler:

10 Adet çok taze yumurta (ördek yumurtasıda kullanılabilir)

Tülbent

Cam derin kase

Delikli sünger

Avuç ayası kadar şap

Nişasta aharı yapılmış ve yapılmamış kağıtlar

Kağıtların Renklendirilmesinin Sebepleri


1- Ham, beyaz kağıt hem gözü çok yorar hem de estetikten uzaktır. Bu sebeple kağıdın çiğliği boyanarak kapatılır.

2- Hep aynı renkler yerine açık ve orta tonlarda bir çok kağıt elde etmek mümkündür

http://www.tezhipsanati.info/ sitesinden alıntıdır.
http://www.cicekderman.com/tezhip.htm 



***********************************************************************

 Mühre : Ebrulu kağıdı düzeltmeye ve parlatmaya yarayan ve "mühre" adı verilen el presi de kullanılan araçlar arasındadır. Mühre Kağıtlar âharlandıktan sonra parlatmak için kullanılan aletin adıdır.

Mühre çeşitleri :

Çakmak Mühre: Çakmak taşından yapılan mühredir. Her iki taraftan tutularak kullanılan, merdane biçiminde ağaçtan yapılmıştır. Ellerin arasında kalan kısımda ağaç oyulmuş ve içine çakmak taşı yerleştirilmiştir.

Zer Mühre: Sert akikten yapılan mühre, yaldız ve altın parlatmada kullanılır.

Billur Mühre: Kaz yumurtası şeklinde camdan yapılan mühredir.

Böcek Mühre: Deniz böceği kabuğundan yapılır.

Mühreler kullanım yerlerine göre farklılık gösterirler.

- Yassı mühre, badem şeklindeki mühre,

- Sivri mühre, kartal gagası şeklindeki mühre,

- Kâğıt mühresi.

En önemli malzemelerden biri de kâğıtlardır. Bu malzeme hattatlar ya da müzehhipler tarafından hep en iyisi seçilerek kullanılmıştır. Mürekkebin ve boyanın zeminde çok rahat kayabilmesi, kolay silinebilir, leke tutmayan, ren­gini kaybetmeyen, pürüzlenmeyen kâğıtlar olması gerekirdi. Kâğıtların aharlı ve iyi terbiye edilmesi uzun süre bekletilmesi (kâğıdın dinlenmesi) aranılan vasıflardı. Ayrıca kâğıtların hafif renkli olması, üzerindeki renkleri daha iyi gösterirken, gözü yormaması ve kirlenmemesi açısından göz önünde bulundurulması gereken hususlardı. Günümüzde çok değişik karton ve kâğıtlar rahatlıkla kullanılabilmekte. İdeal kâğıt el ile yapılan ve emici özelliği fazla olan asitsiz kâğıtlardır. Zor bulunduğu ve pahalı oluş sebebiyle, parlak veya laklı yüzeyi olmayan herhangi bir kâğıt da rahatlıkla kullanılabilir. Kâğıtların emici özelliğini arttırmak için bir miktar şap eriyici kâğıda sünger aracılığıyla sürülür. Böylece, boyaların akma ihtimali azalmış olur.

 Burada kısaca kâğıt aharlanmasından söz edecek olursak, daha çok nişasta veya yumurta aharı yapılır. Ahar, kâğıdın sertliğini gidererek, daha kolay silinip, boyarken ya da yazarken bozulan yerlerin kolayca tamirini ya­pabilmek için, zemin hazırlanmasına yardımcı olur. Aharlanan kâğıtlar mührelenerek, kullanıma hazır hale getirilir.

Geçmişte ebru sanatının kullanıldığı başlıca alanlar şunlardır:

1-Ciltlerde yan kâğıdı olarak
2-Ebrulu Şemse ciltlerde
3-Çarkûşe ciltlerde (Kitapların yıpranmaması için kapakların dört köşesine konulan  kâğıt)
4-Kıt’a, levha ve murakka’ların iç ve dış pervazlarında
5-Yazı koltuklarında
6-Yazılarda fon olarak
7-Mahfazalarda
8-Ferman kabı (kubur: içine hat malzemesi veya ferman konulan silindir şeklindeki    kutu) olarak…

Ebru sanatı, yaşanan hayatın içindeki her şey gibi değişim ve gelişime ayak uydurmuş, günlük yaşamın içerisinde kendine haklı bir yer edinmiştir. Ebru, günümüzde diğer sanatlardan ayrılmış, başlı başına bir sanat haline gelmiştir. Çağın sanat akımları içerisinde yeni bir boyut kazanan ebru, günümüzde kağıt dışındaki yüzeylere de uygulanabilmektedir.

Günümüzde ebru sanatının kullanıldığı başlıca alanlar şunlardır:

1-Kitap ve defter kapları olarak
2-Ahşap üzerinde
3-Çeşitli kumaşlar üzerinde
4-Cam üzerinde
5-Seramik ve çini üzerinde
6-Deri üzerinde
7-Duvar kâğıtlarında
8-Fular ve eşarplarda
9-Kravatlarda
10-Perdelerde
11-Keçe üzerinde

Hatta ebru, filmlerde farklı görüntüler elde etmek için fon olarak bile kullanılmıştır. Bunun en bilinen örneği, tüm dünyada beğeni ile izlenen, 2001 yapımı “Uzay Yolu” adlı filmdir.

Kalıcı Bağlantı Yorum-Comment (yok) Yorum yaz-Write Comment!

« Önceki ::


Visitor Map
Create your own visitor map!
Texas  Jones Act Injuries
Texas Jones Act Injuries Counter
Click for Istanbul, Turkey Forecast
free hit counter
free hit counter
Free Cursors